Herkes ne kadar güzel yaşıyor. Dünyada milyonlarca insan birbirinden habersiz milyonlarca hareketi milyonlarca defa milyonlarca farklı şekilde yaşıyor. Bu olayı böyle düşününce çıldırmamak elde değil. Sonunda tek bir hakim var. Çok zor bir iş. Bu kadar karmaşık bir şeyi kontrol etmek araba yapan makineler gibi ekmeğin ta buğdayın ekilişinden bu yana yaşadığı süreç gibi. Kısıtlı bir alanda başına neler geleceğini bilmemek.
En basitinden bir dizi izliyorsunuz Türk dizilerinden bahsetmiyorum yurt dışındaki dizilerden bahsediyorum. Person of Interest, Fringe, Arrow, Game of Thrones ve daha niceleri her sezonda binlerce soru işareti yaratıyorlar. Mükemmel diziler. Türk dizilerinde böyle sürükleyici böyle düşündürücü böyle acaba dedirten bir dizi yapılmadı. Bu gidiş ile de yapılmaz. Neyse konu o değil. En basit haliyle düşünüyoruz ya en ufak dizide bile soru işaretleri varken kendi hayatımızı bir dizi olarak düşünürsek ve bu hayatta belli bir yaşa geldiysek kendi hayatımızda da milyonlarca soru işareti vardır.
Yolda araba ile ilerliyorum karşıdan karşıya geçmeye çalışan yaşlı bir amca var. Bu olayda iki çözüm yolu iki farklı kader var. İlki ya basıp devam edeceksiniz ya da durup yaşlı amcanın geçmesine izin vereceksiniz. Diyelim ki ikinciyi seçiyorsunuz. Amcamız karşıya geçti. En fazla 1 bilemedin dur kalk arkadan korna basanlara el hareketleri yap 2 dakika sürdü. Tabi sizin bu esnada bir randevunuz olsun ve kesin o saatte orada olmanız lazım yolunuza devam ediyorsunuz derken tek şeritli yolda kırmızı ışıkta duracağınız sırada önünüzdeki iki araç çarpıştı. Geri geri çıkarım diyorsunuz bir anda oldu kuyruk çarpışan arabadan inen insanlar ağız dalaşına girmiş bile yandınız! Yapacak hiç bir şey yok. Geç kaldınız. Eğer yaşlı amcaya yol vermeseydiniz. Çarpışan arabalar arkanızda kalacaktı. Siz de ölen yoktur inşallah deyip yolunuza devam edersiniz. Böylece randevuya geç kalmazsınız. Bu kısa hikayede bile önümüze bir sürü yan yollar çıktı şöyle olmasaydı böyle yapmasaydık diye.
Bu olaylar hayatımızda binlerce kez olmuştur ve olacaktır. İlköğretim hayatınız, ortaokul hayatınız, lise hayatınız, üniversite hayatınız hep başkalarının isteklerine göre gelişti. Belki iyi, belki kötü. İnsan hiçbir zaman kendi yolunu çizemez. Evlendiğinde bile birilerinin etkisinde kalmıştır. Aslında ne kadar kötü hiç bir zaman bu benim hayatım diyemezsiniz. Bütün akrabalarınızı silin. Bütün eğitim geçmişinizi. Evli değilsiniz. Çocuğunuz yok. Hiç bir şekilde bir bağımlılık yok maddi yönden bile. Böyle bir hayatı olan varsa bana da söylesin nasıl yaptığını bende uygulayayım işte o zaman hayat benim hayatım olur.
Size büyük bir servet vurdu. Nereden olduğu sizin hayal gücünüze kalsın. Gittiniz toprakları çok verimli olan bir adaya hava ulaşımı yok sadece denizden, güzel bir de tekne aldınız. Anakara'ya yakın bir ada, oraya çok güzel bir ev yaptırdınız. Elektriğe ihtiyacımız olmayacak çünkü bir şeye bağımlı olmamız gerekiyor. O adanın, o yörenin iklimine uygun meyve, sebze tohumunu temin ettiniz. Evi kitaplarla, kağıtlarla ve ihtiyacınız olan bir sürü şeyle doldurdunuz. Her şey tamam tek bir eksik var. O da temiz, içilebilir su. Hadi arıtmalarla falan denizden aldınız suyu içilebilir su haline getirdiniz inanılmaz bir teknolojiyle. Böyle bir hayatı kurarken bile milyonlarca saniyeye, milyonlarca ekipmana, milyonlarca paraya ihtiyacınız var. Hiç bir zaman unutulmamalıdır ki bu hayatta yalnız değilsiniz. "Ve biz olduğumuz sürece hiç bir zaman kendi hayatınız olmayacak."