10 Ocak 2014 Cuma

Artık "Kar" çile değil...

    Bakıyorum da yazıları okuyanların sayısı artıyor. Bu da bende ufak bir tebessüm yaratıyor. Ailemin haberi yok bu blogdan o yüzden ihaleye fesat karıştırmıyorum. Önceki yazımda Asosyel İsveçli Bilim Adamlarının karı yok etme projesini hafiften üflemiştim. Şimdi tamamını yani projeyi açıklıyorum.
   İsveçli bilim adamları yılın 5 ayını kar altında geçirmekten bıkmışlar. Ne yaparız ne ederiz diye düşünürken, çok düşündük akşam ki Malmö - Göteborg maçını izleyelim demişler. Maç başlamadan önce yorumcular konuşma falan yapıyorlarmış. Sonra birinde ampul yanmış. Şakır şakır kar yağan Malmö'de stat da nasıl olur da bir gram kar olmaz tertemiz mis gibi çim olur demiş. Saatlerce araştırmışlar, deneyler, tüpler, patlamalar, çatlamalar, haplar, dumanlar derken en sonunda Malmö kulüp başkanını arayalım bunların stat nasıl böyle soralım demişler Hakan Jeppsson'u aramışlar. Telefon kayıtlarını Adana 1. Sulh Mahkemesinin yasaklı siteler arasına koyduğu bir siteden Adana 1. Sulh Mahkemesinin izniyle aldık.
  - Hakan abi merhabalar
  - Merhaba kimle görüşüyorum ?
  - Biz İsveçli bilim adamlarıyız
  - İsviçreli bilim adamları mı ? Bakın önemli bir maçımız var şuan, sizinle maçtan sonra görüşelim
  Bu arada İsveçli bilim adamları Hakan'da karıştırıyorsa bittik biz bittik beyler der.
  - Çok kısa bir sorumuz olacaktı. Sizin sahada neden kar yor hayırdır birader
  - Bunun için mi aradınız Allah sizi ne etmesin haha bu olaydan sonra 3 tane yesek de koymaz. Yeraltı ısıtma sistemimiz var bizim o yüzden der.
  Kapatır.
  Harika bir proje böylece başlamış olur. Şehirdeki bütün yolların altına bu sistem yerleştirilir. Şimdi o biriken kar suları ne olacak diye soranlar olacak. Biriken suları arıtma tesisimize götüren borular yerleştirildi. Böylece kar suyu yağmur suyu hepsi bir yerde toplanıyor ve İsveç halkı mis gibi doğal sulardan içiyor. Ayrıca İsveç halkı -20 derecede t-shirt ve şortla yolda yürüyebiliyor çünkü ısıtma sistemini hepimiz biliyoruz işte...

Not 1: Bu konuşmada geçen kişi ve kurumlar gerçektir. Yani Hakan gerçekten Malmö kulübü başkanıdır.
Not 2: Maç gerçekten de 3-0 bitmiştir. Ahtapot Raul bu maçın skorunu bilmiştir.
Not 3: Ahtapot Raul kim diye sormayın sonra açıklıcam.

Ölümsüzlük...

    Zaman çok çabuk geçiyor. Bir şeyler yapmak için geç kalabilirsiniz. Eğer düşüncelerimin olduğu zamanlarda bir kitap yazabilseydim bir kişi bile beni destekleseydi şuan Türkiye'nin en genç yazarlarından biri olabilirdim. Sonuç olarak bazı şeylere geç kalmış olabilirim ama bu her şeye geç kaldığım anlamına gelmez.
    Hiç sordunuz mu kendinize bu dünyaya neden geldim diye. Yabancılar bunu kendilerince bir sisteme oturtmuşlar. Askerler "Born to Kill" diyor, memurlar "Born to Work" diyor, obezler "Born to Eat" diyor, mankenler "Born to Diet" diyor peki Türkler için "Born to Die" hem toplumsal bir mesaj vereyim istiyor. Hem de bir amacımız yok be birader havasında, "güzel yaşayalım, güzel ölelim" mantığıyla devam ediyorlar.
   Bende öyleyim "Born to Die" sonuçta sonsuza kadar yaşayamayacağız yoksa biz ölene kadar ölümsüzlüğü bulurlar mı ? Ölümsüzlük derken Hint fakiri gibi iksiri içtim 1000 sene ekledim ömrüme gibi değil.
  Gel yaklaş az anlatıyorum bu İsviçreli bilim adamları yaptıkları deneyler sonucu insanın vücudunun son kullanma tarihi geldiğinde yani herkesin bildiği üzere öldüğünde başka bir kapta yani vücuda transferi şeklinde yaşamına devam edebileceği yönünde.
   Ne kadar güzel değil mi özellikle İsviçreli bilim adamı üzerinde duruyorum ki İsveçli bilim adamlarıyla karıştıranlar var. Onlar daha bu karı nasıl sonsuza kadar yok edebiliriz üzerinde ki çalışmalarını bitirmediler bir başka yazımda o konuya değineceğim.
  Sonsuza kadar yaşamaktan bahsetmiyorum tabi isteyen "Arkadaşlar her şey için teşekkürler beni bırakın artık ben öleyim." diyebilir. Bu konuda serbesttir. Tabi transfer yapıyorlar ama hayrına yapmıyorlar belli bir meblağı T.C. yazısı kaldırılmamış olan Ziraat Bankasına yatırıyorsunuz. Son kullanma tarihinize yakın yani artık yatağa düştüğünüzde bu transferi gerçekleştiriyorlar.
  Verdiğiniz paraya göre vücut seçme imkanınız oluyor. Fiyatları tam bilmiyorum ama örnek vermek gerekirse 10 bin liraya 50-60 yaş arası bir vücut veriyorlar. 2 yıl garantili hepsi yani vücudunuz iki yıl içerisinde ölecek konuma gelirse ücretsiz olarak yeni bir vücuda geçiriyorlar. Üstelik özür amaçlı da -10 yaş veriyorlar. Bu da 50-60 arası aldıysanız sizi 40-50 arası bir yaşa koyuyorlar. Sırf bu yolla yeni doğan ünitesine geçenler olduğu dedikoduları yayılmaya başladı.
  0-5 arası bir vücut az bulunduğundan biraz maliyetli öyle bir ayakkabı kutusu falan yetmiyor. Kardeşler Kunduranız olması lazım yani biz zenginler yaşadık zaten bu p.çlere miras falan bırakmayı düşünmüyordum.
   Nereden nereye be valla helal olsun. Sonuç olarak fakire yine yer yok bu dünyada...