29 Kasım 2016 Salı

Deneme 1... 2...

Bir gün gözlerimi burada açacağıma inanmazdım. Sonunda beni aldılar. Bunu kabul ettiler anlamına gelmez fakat buraya kadar gelmiş olmak başarı derler ya işte o başarı benim. Nerede miyim? Tarif edeyim kesinlikle bilmeniz gereken bu yeri, çok yüksek bir tavan, şaşalı bir avize sarkıyor kubbenin tam ortasından bulunduğum yere kadar. Etrafımda ahşap kapılar var. Tam karşımda ise gri bir kapı diğer kapılara göre daha büyüktü, sadece gri kapının önünde büyükçe gri bir kare var. Bir dairenin ortasında oturuyorum. Ellerim, ayaklarım bağlı. Bir kaç saat öncesine kadar kafamda klasik siyah bir çuval vardı. Kafamdan çuvalı çıkartıp gitti, iri kıyım bir adam. Sessizce bekle dedi. Yerdeki damalı deseni inceliyorum sıkıntıdan. Her bir siyah kare az önce bahsettiğim ahşap kapılara denk geliyor. Hemen altına denk gelen beyaz karelerse uzunca bir koridor boyunca ilerliyor. Buradan çıkartmam gereken mesaj siyah karelerin olduğu kapılar kötülüklere açılıp, beyaz karelerin olduğu koridorlar iyiliklere mi gidiyor? Bugünün sonunda koridora mı gideceğim yoksa kapıyı mı açacağım?

Koridorun sonundan beyaz cüppeli kişiler geliyor. İster istemez heyecanlanmaya başladım. Beyaz cüppeliler bulunduğum yere yaklaşırken ahşap kapılar açıldı ve içinden siyah cüppeli kişiler çıktı. Bu beni biraz gerdi. Hafiften terlemeye başladım. Parmak uçlarım soğumaya başladı. Kimsiniz siz? Böyle birşey beklemiyordum. Diyemedim. Etrafımda bir çember oluşturdular. Her biri kendi renginde durdu. Ardından gri kapı açıldı. Kafamdan çuvalı çıkartan iri kıyım adamın yanında başka iri kıyım bir adam daha vardı. Kapıları bu iki iri kıyım adam açtı. İçinden gri cüppeli bir kişi çıktı. Sağ elini havaya kaldırdı. Ve üç kez gong sesi duyuldu.

28 Kasım 2016 Pazartesi

Reddedildim.

Söyle bana sen kimsin?
Ne olmak istiyorsun?
Amacın ne?
Neden doğdun?
Diğer boş insanlar gibi amaçsız bir şekilde ölmek mi istiyorsun?
Ne bırakabilirsin ki buraya?

Sorularının cevabı yok değil mi?

Şöyle bir şey istiyorum. Rahat bir yaşam. Nedir rahat yaşam? Çalışmak mı istemiyorsun? İstediğin işte mi çalışmıyorsun? İşte tam olarak dediğim de bu, istediğim bir işte çalışmıyorum. Ben hep filmlerin içinde olmak istedim. Senaryo yazmak istedim. Kitap yazmak istedim ama bir türlü başaramadım. Neden başaramadım? Çünkü şuan ona mecbur değilim. Bir insan bir şeye mecbur kalmadıkça rahatını bozmak istemez. Artık rahatımda bozuk. İstediğim gibi olmadı. İnsanlar önümde hep engel. En iyi iş kendi işindir. Böylece başkalarına muhtaç kalmazsın. Benim durumumdan daha kötü durumda olanlar var biliyorum. Ekonomik özgürlüğüm olduğu halde kendimi özgür hissedemiyorum. Haftanın 6 günü çalışmak istemiyorum. Seçme şansımız olmamasına üzülüyorum. İçimden gelenler böyle olduğu için kendimi suçlayamam. Dünyanın farklı bir yer olduğunu biliyorum. Dünya sadece benim yaşadığım alan değil bunu biliyorum. Farklı bir şeyler yapmak istiyorum. Önümde engel var mı? Kendi koyduğum engeller var sanırım. Ondan bile emin değilim. Yoksa ne yapacaksın. Yaşamak için çalışmam gerek. O yüzden bu günden sonra bir karar vermem gerek. Evet kitabımı yazacağım ve sizde o kitabı severek okuyacaksınız. Sonra bir kitap daha yazacağım, bir kitap daha, bir kitap daha... Çünkü kendimi yazarak rahatlatabiliyorum. Yarın gidip bir netbook alacağım. Ve başlayacağım. Çünkü bunu yapmak zorunda hissediyorum. Size bir hikaye yazayım.

İnsanların karşısına fırsatlar çıkarmış. Hayatını değiştirecek fırsat olduğunu bilmezmiş. Kimileri bu fırsatın 3 kez çıktığını hepsinin sonucunda pişman olduğunu söylediler. Çok fazla insanı dinledim. Çoğu pişman ben pişman olmak istemiyorum. Yazar olmak istiyorum. Benim karşıma hiç fırsat çıkmadı. Çıktı belkide farkında değilim ama yinede umarım yakında çıkar çünkü sıkılmaya başlıyorum. Sende bunu anlamışsındır. Bir değişikliğe ihtiyacım var. Hayatımı değiştirecek bir şeye ihtiyacım var. Monotonluk beni sıktı. Kanada'da bir işe başvurdum. Umarım olumlu olur.

Hergün aklıma binbir türlü senaryo geliyor. Değişik ilhamlar, değişik düşünceler. Extrem şeyler. Bunları not etmem gerek. Kitabı bir an önce yazmaya başlamam gerek. Bir word dosyası açıp, yazacağım. Sonra bunu bir yayınevine götüreceğim beğenmeyecekler. Beğenen birisi olana kadar götüreceğim. Sanırım benim "kaderim" de bu var. Çünkü sürekli bunu düşünüyorum. Kaderi tırnak içine almamı merak etmişsindir. Yazılı bir kader olduğunu düşünmüyorum. Hayatta yaşadıklarımızın bizi yönlendirdiği şeyler var. Ve hayat beni kitap yazmaya yönlediriyor. İster kader diyin, isterseniz yaşadıklarımın sonucunda aldığım karar diyin ama ben ikinci kez reddedilmeyeceğim.

30 Ekim 2016 Pazar

Kükre...


Uzun yıllar önce bir bebek doğmuş.
Bebek annesinin yanındayken bir saldırı olmuş
Zalim bir saldırıymış, saldırı da annesi ölmüş,
Babası çocuğu hayatta kalsın diye çalılıklara atmış,
Böylece yavru aslan hayatta kalmış,
Sonra babası da katledilmiş
Katliamın ardından bebek aslan yalnız kalmış,
Annesinin nasıl göründüğünü bile bilmiyormuş,
Tek bildiği yalnız kendini idare edemez olduğuymuş,
Derken bir koyun sürüsü gelmiş,
"Mee"
Yavru aslan ortaya çıkmış ve,
Koyunlardan biri gelip ona sürtünmüş,
"Mee, mee"
Gel zaman git zaman sürünün bir parçası olmuş,
Küçük aslan ortalıkla dolaşıp onlarla aynı sesi çıkarıyormuş,
"Mee, mee"
Bir gün bir aslan sürüsü çıkagelmiş ve bütün koyunları telef etmiş
Artık yalnız olan küçük aslan hala meliyormuş,
Olanlardan dolayı dehşete uğramış,
Şoka girmiş,
Dev bir aslan, yavru aslanın yanına gelip,
"Ne oluyor sana böyle? demiş,
Onu yelesinde tuttuğu gibi kenara çekmiş,
Bir su birikintisine kadar getirmiş,
Yavru aslan bakmış ve koyun falan olmadığını görmüş,
Ama yine ikna olmamış,
Dev aslan ona koyun yedirmiş,
Ve yavru aslan bunu reddetmiş,
Dehşete düşmüş,
"Kardeşlerimi yiyemem." demiş,
Sonra büyük aslan onun ağzına zorla bir parça tıkınca,
İçinde adeta sihirli bir şey olmuş,
Kim olduğunu hatırlamış,
İçinde hiç bir şeyin yok edemeyeceği bir şey var,
O kadar güçlü bir şey ki,
Hem iyi, hemde etkili olabilir,
Et boğazından geçerken inanılmaz birşey olmuş,
Yavru aslan melemeyi bırakmış ve bütün ormanda yankılanacak şekilde,
Kükremiş!!!


Şimdi karar ver yavru aslan olduğun halde "MEE"lemeye devam mı edeceksin?
Yoksa sende KÜKREYECEK MİSİN?

27 Ekim 2016 Perşembe

Gidiyor muyuz?

Alkol, sigara şimdilik ucuz ama pahalılaşacak. Onlar gibi olmak istiyorlar. Bu gelir seviyesiyle onlar gibi olmak imkansız. Tamam herşeyin pahalısı bizde Dünya birincisiyiz. Herkesi yendik. Hadi o zaman oyununuz bittiyse siktirin gidin. Ya da durun siz ben gidiyorum. Bu sikik beyinlerle iyi eğlenceler size ben kaçtım, kaçacağım. Şimdiden söyleyeyim.

Dünyanın en pahalı benzinini kullanmak istemiyorum. Alınan vergilere göre en düşük maaşı almak istemiyorum. Sıkıldım artık gerçekten. 2200 lira maaşımın 600 lirasının vergiye gitmesinden sıkıldım. Doların 3 lira olmasından sıkıldım. Euronun 3.5 lira olmasından sıkıldım. Salak senaryolarınızla masum insanların ölmesinden sıkıldım. Mecburen emrinizde ölen askerlerin seçim yapamamasından sıkıldım. Zorla vatan görevi diye kandırılmaktan sıkıldım. Patlamalardan sıkıldım. Belki de masum değillerdi diyen geri zekalılardan sıkıldım. Metrobüs şöförünü şemsiye ile döven aptalla aynı ülkede yaşamaktan sıkıldım. Kadına sırf giyimi yüzünden tekme atan ve sonrasında orospu çocuğu gibi gülümseyen şerefsiz göt verenle aynı ülkede yaşamaktan sıkıldım. Bebeğe beşikte tecavüz eden sapkın zihniyetle aynı havayı solumaktan sıkıldım. Kayınpederiyle sikişip, kocasını öldüren sapkın kadınla yaşamaktan sıkıldım. Birisini öldürüp ya da tecavüz edip iyi niyetle ya da düzgün kıyafetle beraat eden orospu çocuklarından ya da onları beraat ettiren şerefsiz, haysiyetsiz hakimlerden sıkıldım. Kıza tecavüz ettikten sonra yakan zihniyetle aynı ülkeyi paylaşmaktan sıkıldım. Dini düşüncesi ya da politik görüşü yüzünden öldürülen insanların ülkesinde yaşamaktan sıkıldım. Ülkeye yararlı bir iş, buluş yapan insanların öldürülmesinden de sıkıldım. Teröristlerin, sapıkların, rüşvetcilerin milletvekili olmasından, onlara muhalefet ediyor gibi gözüküp aynı yoldan giden ayrıca onlara oy veren orospu çocuklarından sıkıldım. Neredeyse bedavaya satılan işletmelerden, fabrikalardan, hibe edilen arsalardan nemalanan insanlardan sıkıldım. Parayı mezara götünde sokacak olan insanlardan sıkıldım. Ve bu örneklerin daha nicelerinden sıkıldım. Hepsini tek tek yazmaya tiksiniyorum. Her gün bunları haberlerde görmekten tiksiniyorum. Televizyon izlemiyorum artık sizin saçmalıklarınızla dolu. Gazete desen başlıklara bakıp iyi bok yediniz diyip geçiyorum. Kitap okuyorum. Merak etmeyin Türkler yazmıyor. Yazanlar ölüyor.

Ben göt yalayıcı olamam. Ben devir adamı olamam. Ben bugün CHPli yarın AKPli olamam. Ben bugün MHPli yarın AKPli de olamam. Ben bugün AKPli yarın HDPli ya da herhangi sikim partiden olamam. Ben şu, bu, o da olamam. Bir şeye körü körüne gidemem. İnsanları din ile kandıramam. Hepsinin bir sonucu olur. Cehennemde hepiniz yanacaksınız demiyorum. Öldüğünüzde ruhunuza kazıdığınız hatıralarla kendinizi yiyeceksiniz. İşte asıl cehennem odur. Öldüğünüzde kurtulduk orospu çocuğundan diyecekler. Öldüğünüzde tek başınıza kalacaksınız. İşte o zaman iyi ki dünyada yiyip içmişim çünkü burada kendimi sikiyorum diyeceksiniz. Keşke diyeceksiniz, pişmanım diyeceksiniz ama artık çok geç olacak. Orada sizi koruyacak kimse de olmayacak birilerine rüşvet veremeyeceksiniz. Kendi kendinizi, kendi düşüncelerinizde parçalarken kimse size yardım edemeyecek. İyi olduğunu düşünüp din tüccarlığı yapan insanlar, sizde cennette huri sikicem diyip kendinizi sikeceksiniz. Cennette bol bol Dünyada olmayan yiyecekleri yiyeceğim diyip bol bol penis yiyeceksiniz.

Üzülmeyin Dantenin cehenneminde size de yer var ee hadi o zaman gidiyor muyuz?

Siz Hiç Dünyanın En Acı Sigarasını İçtiniz Mi?

Ben içtim, hem de onunla birlikte iken
Tadı o kadar kötüydü ki ağzımın içi zehir gibi oldu
Elim her zamankinden daha kötü koktu
Üstüme sinen buluttan bahsetmiyorum bile çünkü sisli bir dağ oldum.

Anlayamadım, tamam mıydı? Devam mıydı? 
Anlayamadım, hoşçakal mıydı? Merhaba mıydı?
Anlayamadım, sevgi miydi? Nefret miydi?
Anlayamadım, bitmiş miydi? Başlamış mıydı?

Zehir gibiydi, alırken farketmedim. Farkedince geri dönemedim. 
Zehir gibiydi, ama öldürmedi. 
Zehir gibiydi, belki hoşuma gitti. 
Zehir gibiydi, öldürmedi ama süründürdü. 

İstekli gibiydi, sormadan bilemem. 
Sevmiş gibiydi, sormadan bilemem. 
Meraklı gibiydi, sormadan bilemem. 
Sormadan bilemem zaten artık soramam da. 

Belki senin için taa buralara geldim. 
Belki senin için o akşam çıktım. 
Belki senin için o muhabbeti yaptım. 
Yaşamadan bilemem. 

Why I need to move from Turkey?

Because I didn't feel comfortable here with those people. They disturbing me. They are rude, ignorant and uncouth. I need to move because I'm not belong here. I just stuck with those people. I can speak English good or bad. Its really enough for other country. Let me explain why I stuck in here? Because of my family. They need my salary for living so I can not take radical changes in my life. This means I'M NOT FREE PERSON. This means I need a solution.

If I will be free person. I will move to another country. I find a job good or bad. Doesn't matter. I make money for living. I'd like to save money. Maybe I can do it or not its not a big deal.

First of all I don't like Turkish movies. I don't like Turkish Music. Old Turkish songs are good but every old things are good. Old Turkey was good but look at now. We have a president. Everybody likes him. I said everybody but lets make it %50 of Turkish people. I don't like Turkish politicians also. We have terrorist member of council. We have racist member of council. We have rapist member of council. We have bribe taker member of council. We have everything in our council on the bad way, not like Canadian Council or Canadian President.

Why did I write it down in English?

So don't think my English is very well. I made a lot of grammar mistakes. I know but my point is did you get me? This is only matter. If you understand me, believe me I feel better. I made a rhyme just second ago :) I write it down in English because foreigners will also understand me. I don't need Turkish people who understand me. They will cheer me up if I write it down in Turkish. They will criticize me. I don't need their fucking comments. Than I will say thank you for your empty words. Turkey doesn't going better after your words. You are just talker nothing more. I'm just writer I should be more of that. Thats why I write it down in English.


Also I write it down to the future. I send message to the Universe. If they get me true. I want to move to America, south of America will be fine. I love their lifestyle. I watched a lot of movies, series, stand-up shows. I saw their beautiful houses. I saw their single lives. They don't disturb each other. They have respect to their lives. They don't involve to their lives. They don't care about what you do, what you drink, what time you come to home.

I ask a lot of my friends. All same answers. The question is WHY DID YOU COME BACK HERE FROM AMERICA? They said I miss my family, wait did you say I miss my family? WHATTT? Are you fucking serious? They will pass soon. They don't live with you forever. They will die soon. Really, believe me. Second ryhme MFs! You need to think yourself when they left you.

One of my friend miss his family and he decided to come back to Turkey. He went there for study. He bought flight ticket. Get in a plane. Plane landed to Paris and DUNK! He said himself what did I do? Am I crazy? But its too late. He was transfer Paris to Istanbul. Plane landed Turkey. He went home, knock the door. Mother opened door. She saw him and he said "MAMA I'M BACK". He opened arms for the hug. Mother slap him so hard. He was shock. Mother said "Are you fucking insane? Did you eat your brain with a cheese and bread? Why did you come back?" He can not believe that, he didn't expect that. Then he really understand he made a mistake. Lifetime mistake. A Huge Mistake. Fucking Mistake. And now he realize what kind of mistake he made. Its to late for him. He married in Turkey. Now they both want to move from here. A lot of people wants to move. A lot of my friend who born and raised in Turkey. I want to move also. I have chance I know.

I'm not belong here. I realize it when I come my twenty. At my twenties I searched a lot but there is no way to move with cashless. Basically they don't need beggar or thief. Thats why I find a job in international hotel in Turkey. I save money. Now I'm ready but my family... They are not ready. Also exchange rates are so high for dollar. Our money rate is very low. But you know its a risk. Life is a poker game. If you don't take risk. You can not win this game. You will lose every hand. Small, small you will be broke. I know I need to move before its too late. You know I will take that risk. I'm not gonna die, I know. Maybe end of the story I will come back here but I'm not gonna say why did I do this. I will never say I regret of my decision. I will say it was a good trip :)

I want to be in movie industry, I want to have a bar&pub whatever. In my concept. I want to be scenarist, I want to be book writer. I'd like to write something like that. My science-fiction side is really strong. This is my dream life. In real life I work 8-9 hours in a day, 6 day in a week, just one day off which day GOD knows. I can not plan something. I don't have social life. Let me tell you one more story of my life;

I was in vacation in south side of Turkey. Always hot. Good for sea&sun vacation. Whatever I was in a good hotel near by the beach. I work-out everyday. I had very well shape body. I was walk in sea side. My feet in water. Its looks like sport but I stare beautiful girls on sunbed. I oiled myself. I was look like "wow very shiny guy". After than I made eye contact with beautiful blondie, skinny girl. One tour passed. Two tour passed. I shorted my distance than I said to myself if she still look at you, you need to drink two or three shots of fake hotel vodka and you need to meet with her. Everything is fine. End of the third tour she wasn't there I thought she sick of it and leave. In the same day of that evening she was sitting with her friends and drink alcohol, I'm also. We are in the same standards. I stand up  and went their table and I said "Good evening, may I join to you?" Then they said "Of course." I sit there. They try to know me. Asking questions. They were shocked when they hear "I'm Turkish." They said "You are very polite, funny guy you can not be Turkish." I thought I don't know what your parents teach you but we are not like Arabic people and I said these sentence to them. And they laughed so hard. But this is not the point, the point is I met with them so easily. In Turkey if you saw a girl sitting with her friends and you try to meet with them they will say "Are you pervert? Who are you? Why did you come to us?" or if you go to girl directly and say I would like to meet with you as a friend. She think you will rape her. Its funny but true. So I can not show that courage to Turkish girls because if some Turkish girl yelling like "Ooo rapist. You son of a bitch. Get of me!!" Every Turkish people beat you up like a crazy. I can not handle that. Thats why I don't have friend from Turkey.

As you can see its really hard to live in Turkey. You can not make money. You can make better than Arabic countries but not like European or American people. You can not go to holiday very easily. You can not visit other countries. I know its also hard to make a money in Europe or America but in Turkey hardest believe me. Our money is shit. If you have dollar triple for Turkish Lira, 3.5 for single Euro. Whose life is so hard huh tell me? You can make money in your country and come to Turkey like a king. But if I make money in Turkey I can not come to your country like a king, I can come like a slave.

So as you can see I need to move. And when I move I will send you a postcards because every foreigners make like this :D Love people...

21 Eylül 2016 Çarşamba

Yalnız yaşamak... (Gibi, Gibiyim)

Yalnızım, yalınım, tekim...

Dağıldık...

Tamamen...

Herkes kendi köşesine çekildi.

Zamanında yaptıkları hataları bahane ederek.
Gitti herkes ben bunu başaramıyorum diyerek.
Böyle olması gerekiyormuş,  her yaşananın bir sonucu vardır,
Sonuçta dağılmakmış olması gereken...

Mutlu gibiyim sanki, kaybetmeden kaybetmiş gibiyim.
Anlatacak bir sürü şeyi varmış gibiyim.
Sakin gibiyim, sinirli gibiyim,
Sarhoş gibiyim, dengesiz gibiyim,
İçinden gelenleri yazan gibiyim,
Rahatlayan gibiyim, rahatsız gibiyim,
Yorgun gibiyim, enerjik gibiyim,
Bir garibim yani.

Bilemiyorum sıkılmış gibiyim,
Yorgun gibiyim, sıkılmış gibiyim,
Rahatsız gibiyim, çok rahat gibiyim,
Ne yapacağını bilemeyen gibiyim,

Yalnız olmak koymuş gibi,
Yalnız olmaktan memnun gibiyim,
Körelmiş gibiyim, paslanmış gibiyim,
Eskisi gibi olmayacak gibi...

Kurabiyeci

Kafam yine bozuk, bir şişe şarabın sonuna geldim. Yine aklımda aynı düşünceler, gelecek kaygısı, geçmişe dönem çabası...

Yetmez dedim kendi kendime ilk önce motorla gidip bir iki bira alayım öyle yatarım dedim. Şarap kesmedi. Saat 1'e yakın. Kulaklıkla göz göze geldim beni al motoru bırak dedi. Gel o zaman dedim, taktım telefona, güzel bir müzik açtım. Anahtarı cebe attım, yola çıktım. Hava mükemmel, gece yağacağım, hafiften serinim ama mükemmelim diyor. İlk şarkı bittiğinde yolu yarıladım. İkinci şarkıyı açtım, hafiften esiyor. Kapşonu çektim. Açık tekel bayii gördüm. İçeri girdim Tuborg dolabına yanaştım. Kapağı açtım. Marketçi seslendi. "Hemşerim 10'dan sonra alkol satmıyoruz." Gülümsedim. Adamla göz göze geldim. Şarabın hafif kafasıyla "Bu saate kadar kurabiye satmak için mi bekledin o zaman hemşerim." dedim. Hemşerimi bastırarak. Dolabın kapağını açtım. 4 bira aldım tezgaha koydum. "Koçum sen beni anlamadın galiba, yasak diyorum." dedi. İyice ayar etti beni şeytan diyor bir tane patlat, al biraları eve git. Daha akıllıcası geldi aklıma elimde duran telefonla tezgahta duran biraların fotoğrafını çektim ufaktan adamda gözüküyor. Tehditim tezgahta duruyor, kartı uzattım. "Koçum sende beni anlamadın galiba gıda kesersin." dedim. Koçumu bastırarak söyledim. Ulan at kafası ne ara bu kadar samimi olduk. Aldı elimden kartı 25 TL yazdı makinaya, gözüme bakarak uzattı bana bende onunla göz göze gelerek şifreyi girdim. Fişi verdi, poşeti aldım. "Bir dahaki sefere arıza çıkartmazsan sevinirim, fotoğrafın duruyor." dedim ve çıktım. Bunu niye yazdım bilmiyorum ama bu da böyle bir anım...

Gelecege not...

Gelecege not...

Sene 2015 bu notu buraya koyayim ilerde okurum ilk yazidan bu yana 3 sene gecmis zaten o zaman nerdeydik simdi neredeyiz suan besiktasta bir otelde bellboy olarak calisiyorum haftada bir gun izin 6 gun 8.5 saat mesai maddi durumlar baya iyi hele yasitim olanlara gote baya baya iyi, yasitlarim hala gezme tozma derdindeler da ne zamana kadar gidecek boyle. Yillik 14 gun izin hakkim var ekstradan bunlari yaziyorum ki ilerde unuturum falan diye gelelim durum maddi olarak ne kadar iyi olsa da manevi olarak ayni seyi soylemek mumkun degil fiziksel ve ruhsal olarak cok yoruluyorum arada sinir krizi geciyorum butun amacim concierge olmak simdilik bunun ihtimali cok yuksek olsa da concierge olmak kolay degil cevren olmasi lazim seni seven insanlarin olmasi lazim biraz da sans lazim cunku concierge olup layikiyla bu isi yaparsan yasin 60 oldugunda bile concierge olursun butun bunlari gelecek hedeflerim olarak yaziyorum o yuzden bundan 2 sene sonra bu yaziyi okudugunda hala bellboysan birak isi amerikaya git ama yaklastigini dusunuyosan biraz daha sabret istanbulun en luks otellerinden birinde concierge baslamak cokta kolay bisi degil hos suan yas ileri olsaydi yerin hazirdi fakat olsun birikim icin guzel yillar bunlar ayrica isin hem kotu tarafindan bakmamayi artik kafana sok eger bir isin olmasaydi diye dusun tamam sen de haklisin bazi sacma taraflari olabilir ama mecbur ne yapacaksin yetkili bir konumda degilsin ki bunu boyle yapmayalim soyle yapalim diyemezsin gecmise dondugunde nereden nereye be diyebilirsin. 

Donelim gecmise cunku ilerde bunlarin cok kucuk bolumlerini hatirlayabiliceksin bu da senin canini sikicak her sey lisenin yazinda basladi aylak aylak alanya sokaklarinda yururken tugay adindaki arkadasin aklina otelde calisma fikrini soktu bos bos durmaktansa bu fikir cok mantikliydi ilk otelcilik isi cok kisa surdu yaklasik 2 ay fakat o zamanlar 12 saat haftada 1 gun izinle calisiyodun sikintili bir isti yavas oldugundan sikayet ediyorlardi hizli olanlarin kirip dokmelerinden gina gelmisti. Sonuc olarak orda isi birakip kaan abinin yanina kusadasina gitmistin yalnis hatirlamiyosam grand kaptandaki yazdan once izmir torbali da butun bir yaz marabalik yapmistin yani takvime gore siralarsan lise 2 yazi izmirde, lise 3 yazi kisa sure grand kaptan, lise 4 yazi sergen apart uni 1 yazi kleopatra golden beach uni 2 yazi etstur uni bittikten sonra besiktas macareasi basladi

Simdi donelim sergen apt turizm isinde en cok eglendigim zamanin en hizli gectigi donemimdi. Muthis ikili tugay ve benim sayemde o sene deturla gelen butun svenska flicka lara super bir tatil donemi gecirdik alanyanin yerlisi mehmet abi nami diger sergen bize emanet ettigi otelin en kral zamanini yasakttik o zamanlar ingilizcem sanki dogustan biliyor musum gibiydi simdi ben amerikaliyim ama o zaman nasil olduysa sakir sakir ingilizce konusuyordum barbeku partileri duzenliyorduk ve 11 odali sergen apartin en az barbeku partisi 10 odali oluyordu dansozler folklor ekipleri geliyordu acayip eğlenceli zamanları hatta babam dediki bu sene eğlendin ettin artık ciddi olacağın zamanlara geliyoruz işte o zaman anlamalıydım, hayata başladığımı, sıkıntılı, stresli zamanların geldiğini eğer bilseydim hep öyle kalırdım hayattan memnun olan halimle kalırdım şimdi çok para kazanıyor olabilirim ama mutlu muyum? Hayır, kocaman bir hayır, çok paranın çok stresi oluyor insanlar zengin olmak istiyor, çok para istiyor ama idare edemeyeceksiniz, çok paranız olunca mutlu olmayacaksınız, sadece bir rakam, banka kartını takınca karşına çıkan bir rakam, hepsi bu...

Kısa vadeli bir birikimim var ama bu birikimi yapmak için neler feda ettim, belki hayatımı kısalttım, şaka değil gerçek çok para için sinir oldum, stres oldum, çıldırdım, duvarları tekmeledim, yumruklarımı o kadar sıktım ki  avuç içim kanadı ama anladım kolay para kazanılmıyor diye birşey yok kolay para kazanılıyor, kolay çok para kazanılmıyor, kolay yoldan ayda 1500 lira kazanırsın bu para seni zengin etmez, fakir de etmez, sinirin, stresin olmaz rahat bir iştir bu, zorlaması yoktur, çok bulunur ama bir eksi yanı var ruhunu doyurmaz bu para, daha çok istiyorsun çünkü her zaman 500 veriyorum 1000 istiyorsun, 1000 veriyorum 2000 istiyorsun çünkü sen aç gözlüsün doymayı bilmiyorsun işte bu yüzden az önce dediğim gibi hayatını kısaltıyorsun, memnun olmuyorsun, yine işe gidiyorum diyorsun, izin günü gelse de yatsam diyorsun, hem çok para istiyorsun hemde tembelsin, bu yüzden anladım ki hayatından verirsen paraları alırsın ama senin amacın bu olmasın dostum, sen hep az parayla mutlu bir hayat hayali kur tamam mı? Ne bileyim kafe aç bir tane rahat ol, strese girme zaten bir kere geldin şu hayata çok paran olsa ne olacak harcayacak zamanın bile olmayacak, cahil insanlar gibi körü körüne gitme, neden yaşadığını unutma, hiç hatırlamadığın bir şeyi nasıl unutacaksan... 

Özlersin...

Çok sıkıldım artık bu insanlardan eğer bir gün gidipte özlersem diye bu yazıyı buraya bırakıyorum. Özledikçe nefret edeyim diye yazacağım. Çünkü özledikçe iyi tarafları aklına gelecek. Orospu çocuklarını, ibneleri, şerefsizleri geri dönersen hatırlayacaksın. Geri dönünce pişman olacaksın. Eğer bir gün olurda dönmek istersen dönme sana orada zulüm etselerde dönme çünkü orası kötünün iyisiyse burası kötünün en kötüsü, rezillik ötesi, ve cahilliğin dibi...

Kimi özleyeceksin? Eli sikinden ayrılmayan yolda bile ova ova yürüyen sapık zihinleri mi özleyeceksin. 

Kimi özleyeceksin? Otobüste, metrobüste, tramvayda bacaklarını açarak oturanları mı özleyeceksin? Yine aynı yerlerde kız erkek farketmeden değdirmeye çalışanları mı özleyeceksin? Ağzını kapatmadan hapşıranları mı özleyeceksin? Suratına öksürenleri mi özleyeceksin? Elini nereye koyacağını bilmeyenleri mi özleyeceksin? Ters ters bakıp seninde onlara bakıp kavga çıkartmak isteyen orospu çocuklarını mı özleyeceksin? 1 lira var mı abicimcileri mi özleyeceksin? Su alcak param yok abi diyip cebi şıngır şıngır bozuk para dolu olan şerefsizleri mi özleyeceksin? Yolda üstüne üstüne yürüyenleri mi özleyeceksin? Omuz atmaya çalışıp kavga isteyenleri mi özleyeceksin? Sıra, nizam, düzen bilmeyen ben işimi halledeyim de kim ne bok yerse yesin diyenleri mi özleyeceksin? Motorla giderken önüne fırlayan orospu çocuklarını mı yoksa seni refüje sıkıştıran orospu çocuğu kamyoncuları mı daha çok özleyeceksin? Sen beni nasıl geçersin diyip seni ezmeye çalışan taksiciyi çok özleyeceksin değil mi? Otobüste metrobüste burnunu karıştırıp senin tutunduğun yerlere pisliğini sürenleri mi özleyeceksin? Bastığın yerlere tüküren, sümküren, sıçan insanları mı özleyeceksin? Arabasından attığı şişe, motorun tekerine gelmesin diye ölümcül manevra yaptığın anı mı özleyeceksin? Yoksa arabadan attığı ıslak mendilin  kaskının camına yapıştığı bir süre önünü göremediğin kaza yapmak üzere olduğun anı mı özleyeceksin? O panik anını özleyeceksin değil mi? Başka bir arabanın altına girme riski seni nasılda memnun ediyordur? Para vermediğin için sana çelme takan çocuğu da unutma geriye döndüğünde nasılda arkadaş canlısı bağırmıştı bir anda Beşiktaş Çarşıdaki bütün dilencilerle arkadaş olmuştun özlersin demi arkadaşlarını?

Koçum burası yazlık yerlere benzemez şortla kapıya çıkma diyen amcayı mı özleyeceksin? Yoksa yabancı anlamadığın müzikleri açma diyen komşunu mu özleyeceksin? Senin üstünde egosunu tatmin etmeye çalışan müdürünü mü özleyeceksin? Senin başarını kıskanan insanları mı özleyeceksin yoksa seni diğer insanlara kötüleyen insanları mı özleyeceksin? Her gün eve ne getirip ne götürdüğüne bakan komşuları mı özleyeceksin? Sen kuşlar için camının pervazına ekmek koyduğun için seni uyaran komşuları mı özleyeceksin yoksa aynı komşunun yıkadığı halıdan dökülen damlaların kafana düşmesini mi özleyeceksin?

Köpeklere, kedilere işkence yapan orospu çocuklarını mı özleyeceksin? Yoksa bebeklere tecavüz eden sapkınları mı özleyeceksin? Bu yazıyı taslağa aldığın biriktire biriktire yazacağım demiştin ama bayağı birikti değil mi? Bu sırada şort giyiyor diye bir kadını tekmelediler eminim ki tekmeleyen orospu çocuğunu da çok özleyeceksindir değil mi? Gençliğini çalanları mı özleyeceksin yoksa seni terfi ettireceğiz diye oyalayanları mı özleyeceksin? Şimdiden söyleyeyim sırt ağrılarını özleyeceksin, kol ağrılarını özleyeceksin, hasta olupta aman arkamdan konuşmasınlar diye rapor almadığın çalışmanın zulüm geldiği günleri özleyeceksin, üç kuruş fazla almak için seni dolaştırıp duran taksiciyi özleyeceksin, fazla ürün aldığında toplamada çoşan marketçiyi özleyeceksin, sosyal medyadaki sapıkları, cahilleri özleyeceksin, iki meme görüp azan ruhsuzları özleyeceksin, park yerine koyduğun araca fahiş fiyat çeken değnekçiyi özleyeceksin, haberin olmadan senden kesilen masrafları özleyeceksin, namaz kılmıyor, oruç tutmuyor diyen yobazları özleyeceksin, ön yargılı geri kafalıları özleyeceksin, her bokunu kıskananları özleyeceksin, seninle ilgileniyormuş gibi yapıp senden bilgi almaya çalışanları özleyeceksin, yaz yaz bitmez, özleyeceksin de özleyeceksin...

Olur da birgün bu yazıyı okursan pişman olma doğru yaptın aslında hiç birşey mükemmel değildi ki burada orada mükemmel olsun sanırım Dünyada hiç birşey mükemmel değil o yüzden kendi mükemmelini kendin oluştur yap birşeyler işte nereden bileyim daha önce yaşamadım ki ama sen yaşamışsındır umarım...


17 Ağustos 2016 Çarşamba

Neden?

Neden geldik bu hayata? Daha çok çalışmak için mi? Ömrümüzü bir iş yerinde saatlerimizi harcayarak mı sonlandıracağız? Bu gün ölsem pişmanım. Yarın ölsem pişmanım. Daha güzel yaşayamadım diye pişmanım. Güzel şeyler yapamadım diye pişmanım. Güzel şeyler öğrendim ama yeterli değil. Güzel şeyler duydum ama yeterli değil. Güzel şeyler gördüm ama yeterli değil. Hiçbir zaman yeterli olmadı. Hiçbir zaman doymadım. Dünyayı görmedim. Gerçekleri gördüm ama dünyayı görmedim. Görmek isterim ama artık eskisi gibi kolay değil çünkü insanlar birbirlerinin hayatlarını zorlaştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Gezgin olmak isterdim ama paran olmadan ne mümkün? Her yeri görmek isterdim, her kültürü tanımak ama paran olmadan ne mümkün? Hiç birşey mümkün değil. Neden yaşamlarımızı kolaylaştırmak yerine bu kadar zorlaştırıyoruz? Neden bu kadar birbirimize güvensiziz? Neden herkes terörist? Neden herkes hırsız?

12 Ağustos 2016 Cuma

Sorular?

Ben geldim. Görmeyeli sayılar bayağı düşmüş. Doğal olarak tabi ki uzun zamandır bir şeyler yazmıyordum. Şu an Capsize isimli şarkıyı dinliyorum Frenship e Emmily Warren o güzel sesiyle eşlik ediyor. Durumlar malumunuz. Ortalık hayli karışıktı. Eskiden 11 farklı parçaya bölünüyorken şimdi onlar ve bizler olarak iki taraf kaldık. Her ne kadar iki tarafı da tasvip etmesemde kötünün iyisi diyerek yola devam ediyorum. Turizm bitti, tarım zaten bitmişti bu aralar ve uzun bir süredir favori sektör inşaat yeni evler yapıyoruz ama alacak olan kişiler aynı. Geçenlerde bir söyleşi dinledim. Dalında ünlü bir isim kendisi adını vermiyoruz. Önemli olan düşüncesi gelişmek üzere olan ülkelerde  GSMH 5 bin ile 10 bin arasında değişir. Sürekli kuleler dikmek bizi ileriye götürmez. Bizi ileriye götürecek olan değişik teknoloji buluşlardır. Whatsapp, Instagram ve Facebook bunlara birer örnek. Bu internet üzerinden erişilebilen yerler bu zamanlarda hatrı sayılır meblağlar ediyor. Bizden bir örnek vermek gerekirse Yemeksepeti mesela çok güzel bir meblağa satıldı. Sahibi halen CEO falan filan bize bunlarla gelin diyor gelişmiş ülkeler. Zaten sırf bizi Avrupa Birliğine almamak için birliği dağıtacaklar bizde Şangay Beşlisine katılalım adı zaten şekil. Şangay Beşlisi diyince bir wow oluyorsunuz. Mahşehir Dört Atlısı gibi ne biliyim Tapınak Şövalyeleri gibi karizma bir adlandırma.

Amacım aslında böyle bir yazı yazmak değildi. Ben aşık oldum. Saat öğlen 3 ve bu gece iş başı yapacağım ama uyuyamıyorum nedeni ise aşk. Aslında saçma bir şey anlamsız gibi gözüküyor ama insanın birisini sevmeye, birisi tarafından sevilmeye ihtiyacı var. Her ne kadar dine ihtiyacımız varsa bunada o kadar var. Dünyaya geliş amacımızı hep merak ettim. Hala sonuç bulamadım. Neden saatlerce çalışmak zorunda olduğumuzu, neden "o saçma kağıt parçaları"na sahip olmak istediğimizi hep merak ettim mantıklı gelmedi hiçbir açıklama genel görüş yaşamak için "o saçma kağıt parçaları"na ihtiyacımız var. "O saçma kağıt parçaları"nı elde edebilmek için ise çalışmaya günümüzü öldürmeye ihtiyacımız var. Bir düşünün, dünyaya sadece bir kere gelebiliyorsunuz ve sizi okuma çalışma ve ölme amaçlı bir sisteme oturturuyorlar. Ya ne bekliyordun diyorsunuz da elbette bunu beklemiyordum. Yarın ölsem hiçbir şey yaşamadan gitmiş olacağım gençliğime yaşlılığıma ihanet etmiş olacağım. Çalışmadan da yaşanabilir. Bunun için gerekli olan yine "o saçma kağıt parçası" birazcık ondan biriktireyim farklı amaçlarım var. Bunları tek başıma yapmak istemiyorum o da yanımda olsun istiyorum çünkü aynı fikirdeyiz. Ben ondan hoşlanıyorum. O da benden hoşlanıyor mu? Bilmiyorum fakat bildiğim bir şey var gözü üzerimde. Başka çocuklarla görüşse de birbirimize yeterli zamanı tanırsak inanıyorum ki birlikte mutlu olabileceğiz. O da bunu biliyor mu acaba?


Paranoyak, komplocu düşüncelerim beni rahat bırakmıyor. Farklı olmak hoşuma gidiyor. Çıtırdan bir zekilik var. Burada olma amacımın olduğunu düşünüyorum. Dünyanın kaderini değiştireceğim yeni bir çağ başlatacağım demiyorum ama düşünüyorum. Bakalım bundan yirmi yıl sonra 50lerimde koca göbekli her gün küfrederek gittiği işi olan, üç çocuk babası bir adam mı olacağım yoksa farklı bir amaç için geldiğimi kanıtlayacak mıyım?