Yalnızım, yalınım, tekim...
Dağıldık...
Tamamen...
Herkes kendi köşesine çekildi.
Zamanında yaptıkları hataları bahane ederek.
Gitti herkes ben bunu başaramıyorum diyerek.
Böyle olması gerekiyormuş, her yaşananın bir sonucu vardır,
Sonuçta dağılmakmış olması gereken...
Mutlu gibiyim sanki, kaybetmeden kaybetmiş gibiyim.
Anlatacak bir sürü şeyi varmış gibiyim.
Sakin gibiyim, sinirli gibiyim,
Sarhoş gibiyim, dengesiz gibiyim,
İçinden gelenleri yazan gibiyim,
Rahatlayan gibiyim, rahatsız gibiyim,
Yorgun gibiyim, enerjik gibiyim,
Bir garibim yani.
Bilemiyorum sıkılmış gibiyim,
Yorgun gibiyim, sıkılmış gibiyim,
Rahatsız gibiyim, çok rahat gibiyim,
Ne yapacağını bilemeyen gibiyim,
Yalnız olmak koymuş gibi,
Yalnız olmaktan memnun gibiyim,
Körelmiş gibiyim, paslanmış gibiyim,
Eskisi gibi olmayacak gibi...
21 Eylül 2016 Çarşamba
Kurabiyeci
Kafam yine bozuk, bir şişe şarabın sonuna geldim. Yine aklımda aynı düşünceler, gelecek kaygısı, geçmişe dönem çabası...
Yetmez dedim kendi kendime ilk önce motorla gidip bir iki bira alayım öyle yatarım dedim. Şarap kesmedi. Saat 1'e yakın. Kulaklıkla göz göze geldim beni al motoru bırak dedi. Gel o zaman dedim, taktım telefona, güzel bir müzik açtım. Anahtarı cebe attım, yola çıktım. Hava mükemmel, gece yağacağım, hafiften serinim ama mükemmelim diyor. İlk şarkı bittiğinde yolu yarıladım. İkinci şarkıyı açtım, hafiften esiyor. Kapşonu çektim. Açık tekel bayii gördüm. İçeri girdim Tuborg dolabına yanaştım. Kapağı açtım. Marketçi seslendi. "Hemşerim 10'dan sonra alkol satmıyoruz." Gülümsedim. Adamla göz göze geldim. Şarabın hafif kafasıyla "Bu saate kadar kurabiye satmak için mi bekledin o zaman hemşerim." dedim. Hemşerimi bastırarak. Dolabın kapağını açtım. 4 bira aldım tezgaha koydum. "Koçum sen beni anlamadın galiba, yasak diyorum." dedi. İyice ayar etti beni şeytan diyor bir tane patlat, al biraları eve git. Daha akıllıcası geldi aklıma elimde duran telefonla tezgahta duran biraların fotoğrafını çektim ufaktan adamda gözüküyor. Tehditim tezgahta duruyor, kartı uzattım. "Koçum sende beni anlamadın galiba gıda kesersin." dedim. Koçumu bastırarak söyledim. Ulan at kafası ne ara bu kadar samimi olduk. Aldı elimden kartı 25 TL yazdı makinaya, gözüme bakarak uzattı bana bende onunla göz göze gelerek şifreyi girdim. Fişi verdi, poşeti aldım. "Bir dahaki sefere arıza çıkartmazsan sevinirim, fotoğrafın duruyor." dedim ve çıktım. Bunu niye yazdım bilmiyorum ama bu da böyle bir anım...
Yetmez dedim kendi kendime ilk önce motorla gidip bir iki bira alayım öyle yatarım dedim. Şarap kesmedi. Saat 1'e yakın. Kulaklıkla göz göze geldim beni al motoru bırak dedi. Gel o zaman dedim, taktım telefona, güzel bir müzik açtım. Anahtarı cebe attım, yola çıktım. Hava mükemmel, gece yağacağım, hafiften serinim ama mükemmelim diyor. İlk şarkı bittiğinde yolu yarıladım. İkinci şarkıyı açtım, hafiften esiyor. Kapşonu çektim. Açık tekel bayii gördüm. İçeri girdim Tuborg dolabına yanaştım. Kapağı açtım. Marketçi seslendi. "Hemşerim 10'dan sonra alkol satmıyoruz." Gülümsedim. Adamla göz göze geldim. Şarabın hafif kafasıyla "Bu saate kadar kurabiye satmak için mi bekledin o zaman hemşerim." dedim. Hemşerimi bastırarak. Dolabın kapağını açtım. 4 bira aldım tezgaha koydum. "Koçum sen beni anlamadın galiba, yasak diyorum." dedi. İyice ayar etti beni şeytan diyor bir tane patlat, al biraları eve git. Daha akıllıcası geldi aklıma elimde duran telefonla tezgahta duran biraların fotoğrafını çektim ufaktan adamda gözüküyor. Tehditim tezgahta duruyor, kartı uzattım. "Koçum sende beni anlamadın galiba gıda kesersin." dedim. Koçumu bastırarak söyledim. Ulan at kafası ne ara bu kadar samimi olduk. Aldı elimden kartı 25 TL yazdı makinaya, gözüme bakarak uzattı bana bende onunla göz göze gelerek şifreyi girdim. Fişi verdi, poşeti aldım. "Bir dahaki sefere arıza çıkartmazsan sevinirim, fotoğrafın duruyor." dedim ve çıktım. Bunu niye yazdım bilmiyorum ama bu da böyle bir anım...
Gelecege not...
Gelecege not...
Sene 2015 bu notu buraya koyayim ilerde okurum ilk yazidan bu yana 3 sene gecmis zaten o zaman nerdeydik simdi neredeyiz suan besiktasta bir otelde bellboy olarak calisiyorum haftada bir gun izin 6 gun 8.5 saat mesai maddi durumlar baya iyi hele yasitim olanlara gote baya baya iyi, yasitlarim hala gezme tozma derdindeler da ne zamana kadar gidecek boyle. Yillik 14 gun izin hakkim var ekstradan bunlari yaziyorum ki ilerde unuturum falan diye gelelim durum maddi olarak ne kadar iyi olsa da manevi olarak ayni seyi soylemek mumkun degil fiziksel ve ruhsal olarak cok yoruluyorum arada sinir krizi geciyorum butun amacim concierge olmak simdilik bunun ihtimali cok yuksek olsa da concierge olmak kolay degil cevren olmasi lazim seni seven insanlarin olmasi lazim biraz da sans lazim cunku concierge olup layikiyla bu isi yaparsan yasin 60 oldugunda bile concierge olursun butun bunlari gelecek hedeflerim olarak yaziyorum o yuzden bundan 2 sene sonra bu yaziyi okudugunda hala bellboysan birak isi amerikaya git ama yaklastigini dusunuyosan biraz daha sabret istanbulun en luks otellerinden birinde concierge baslamak cokta kolay bisi degil hos suan yas ileri olsaydi yerin hazirdi fakat olsun birikim icin guzel yillar bunlar ayrica isin hem kotu tarafindan bakmamayi artik kafana sok eger bir isin olmasaydi diye dusun tamam sen de haklisin bazi sacma taraflari olabilir ama mecbur ne yapacaksin yetkili bir konumda degilsin ki bunu boyle yapmayalim soyle yapalim diyemezsin gecmise dondugunde nereden nereye be diyebilirsin.
Donelim gecmise cunku ilerde bunlarin cok kucuk bolumlerini hatirlayabiliceksin bu da senin canini sikicak her sey lisenin yazinda basladi aylak aylak alanya sokaklarinda yururken tugay adindaki arkadasin aklina otelde calisma fikrini soktu bos bos durmaktansa bu fikir cok mantikliydi ilk otelcilik isi cok kisa surdu yaklasik 2 ay fakat o zamanlar 12 saat haftada 1 gun izinle calisiyodun sikintili bir isti yavas oldugundan sikayet ediyorlardi hizli olanlarin kirip dokmelerinden gina gelmisti. Sonuc olarak orda isi birakip kaan abinin yanina kusadasina gitmistin yalnis hatirlamiyosam grand kaptandaki yazdan once izmir torbali da butun bir yaz marabalik yapmistin yani takvime gore siralarsan lise 2 yazi izmirde, lise 3 yazi kisa sure grand kaptan, lise 4 yazi sergen apart uni 1 yazi kleopatra golden beach uni 2 yazi etstur uni bittikten sonra besiktas macareasi basladi
Simdi donelim sergen apt turizm isinde en cok eglendigim zamanin en hizli gectigi donemimdi. Muthis ikili tugay ve benim sayemde o sene deturla gelen butun svenska flicka lara super bir tatil donemi gecirdik alanyanin yerlisi mehmet abi nami diger sergen bize emanet ettigi otelin en kral zamanini yasakttik o zamanlar ingilizcem sanki dogustan biliyor musum gibiydi simdi ben amerikaliyim ama o zaman nasil olduysa sakir sakir ingilizce konusuyordum barbeku partileri duzenliyorduk ve 11 odali sergen apartin en az barbeku partisi 10 odali oluyordu dansozler folklor ekipleri geliyordu acayip eğlenceli zamanları hatta babam dediki bu sene eğlendin ettin artık ciddi olacağın zamanlara geliyoruz işte o zaman anlamalıydım, hayata başladığımı, sıkıntılı, stresli zamanların geldiğini eğer bilseydim hep öyle kalırdım hayattan memnun olan halimle kalırdım şimdi çok para kazanıyor olabilirim ama mutlu muyum? Hayır, kocaman bir hayır, çok paranın çok stresi oluyor insanlar zengin olmak istiyor, çok para istiyor ama idare edemeyeceksiniz, çok paranız olunca mutlu olmayacaksınız, sadece bir rakam, banka kartını takınca karşına çıkan bir rakam, hepsi bu...
Kısa vadeli bir birikimim var ama bu birikimi yapmak için neler feda ettim, belki hayatımı kısalttım, şaka değil gerçek çok para için sinir oldum, stres oldum, çıldırdım, duvarları tekmeledim, yumruklarımı o kadar sıktım ki avuç içim kanadı ama anladım kolay para kazanılmıyor diye birşey yok kolay para kazanılıyor, kolay çok para kazanılmıyor, kolay yoldan ayda 1500 lira kazanırsın bu para seni zengin etmez, fakir de etmez, sinirin, stresin olmaz rahat bir iştir bu, zorlaması yoktur, çok bulunur ama bir eksi yanı var ruhunu doyurmaz bu para, daha çok istiyorsun çünkü her zaman 500 veriyorum 1000 istiyorsun, 1000 veriyorum 2000 istiyorsun çünkü sen aç gözlüsün doymayı bilmiyorsun işte bu yüzden az önce dediğim gibi hayatını kısaltıyorsun, memnun olmuyorsun, yine işe gidiyorum diyorsun, izin günü gelse de yatsam diyorsun, hem çok para istiyorsun hemde tembelsin, bu yüzden anladım ki hayatından verirsen paraları alırsın ama senin amacın bu olmasın dostum, sen hep az parayla mutlu bir hayat hayali kur tamam mı? Ne bileyim kafe aç bir tane rahat ol, strese girme zaten bir kere geldin şu hayata çok paran olsa ne olacak harcayacak zamanın bile olmayacak, cahil insanlar gibi körü körüne gitme, neden yaşadığını unutma, hiç hatırlamadığın bir şeyi nasıl unutacaksan...
Kısa vadeli bir birikimim var ama bu birikimi yapmak için neler feda ettim, belki hayatımı kısalttım, şaka değil gerçek çok para için sinir oldum, stres oldum, çıldırdım, duvarları tekmeledim, yumruklarımı o kadar sıktım ki avuç içim kanadı ama anladım kolay para kazanılmıyor diye birşey yok kolay para kazanılıyor, kolay çok para kazanılmıyor, kolay yoldan ayda 1500 lira kazanırsın bu para seni zengin etmez, fakir de etmez, sinirin, stresin olmaz rahat bir iştir bu, zorlaması yoktur, çok bulunur ama bir eksi yanı var ruhunu doyurmaz bu para, daha çok istiyorsun çünkü her zaman 500 veriyorum 1000 istiyorsun, 1000 veriyorum 2000 istiyorsun çünkü sen aç gözlüsün doymayı bilmiyorsun işte bu yüzden az önce dediğim gibi hayatını kısaltıyorsun, memnun olmuyorsun, yine işe gidiyorum diyorsun, izin günü gelse de yatsam diyorsun, hem çok para istiyorsun hemde tembelsin, bu yüzden anladım ki hayatından verirsen paraları alırsın ama senin amacın bu olmasın dostum, sen hep az parayla mutlu bir hayat hayali kur tamam mı? Ne bileyim kafe aç bir tane rahat ol, strese girme zaten bir kere geldin şu hayata çok paran olsa ne olacak harcayacak zamanın bile olmayacak, cahil insanlar gibi körü körüne gitme, neden yaşadığını unutma, hiç hatırlamadığın bir şeyi nasıl unutacaksan...
Özlersin...
Çok sıkıldım artık bu insanlardan eğer bir gün gidipte özlersem diye bu yazıyı buraya bırakıyorum. Özledikçe nefret edeyim diye yazacağım. Çünkü özledikçe iyi tarafları aklına gelecek. Orospu çocuklarını, ibneleri, şerefsizleri geri dönersen hatırlayacaksın. Geri dönünce pişman olacaksın. Eğer bir gün olurda dönmek istersen dönme sana orada zulüm etselerde dönme çünkü orası kötünün iyisiyse burası kötünün en kötüsü, rezillik ötesi, ve cahilliğin dibi...
Kimi özleyeceksin? Eli sikinden ayrılmayan yolda bile ova ova yürüyen sapık zihinleri mi özleyeceksin.
Kimi özleyeceksin? Otobüste, metrobüste, tramvayda bacaklarını açarak oturanları mı özleyeceksin? Yine aynı yerlerde kız erkek farketmeden değdirmeye çalışanları mı özleyeceksin? Ağzını kapatmadan hapşıranları mı özleyeceksin? Suratına öksürenleri mi özleyeceksin? Elini nereye koyacağını bilmeyenleri mi özleyeceksin? Ters ters bakıp seninde onlara bakıp kavga çıkartmak isteyen orospu çocuklarını mı özleyeceksin? 1 lira var mı abicimcileri mi özleyeceksin? Su alcak param yok abi diyip cebi şıngır şıngır bozuk para dolu olan şerefsizleri mi özleyeceksin? Yolda üstüne üstüne yürüyenleri mi özleyeceksin? Omuz atmaya çalışıp kavga isteyenleri mi özleyeceksin? Sıra, nizam, düzen bilmeyen ben işimi halledeyim de kim ne bok yerse yesin diyenleri mi özleyeceksin? Motorla giderken önüne fırlayan orospu çocuklarını mı yoksa seni refüje sıkıştıran orospu çocuğu kamyoncuları mı daha çok özleyeceksin? Sen beni nasıl geçersin diyip seni ezmeye çalışan taksiciyi çok özleyeceksin değil mi? Otobüste metrobüste burnunu karıştırıp senin tutunduğun yerlere pisliğini sürenleri mi özleyeceksin? Bastığın yerlere tüküren, sümküren, sıçan insanları mı özleyeceksin? Arabasından attığı şişe, motorun tekerine gelmesin diye ölümcül manevra yaptığın anı mı özleyeceksin? Yoksa arabadan attığı ıslak mendilin kaskının camına yapıştığı bir süre önünü göremediğin kaza yapmak üzere olduğun anı mı özleyeceksin? O panik anını özleyeceksin değil mi? Başka bir arabanın altına girme riski seni nasılda memnun ediyordur? Para vermediğin için sana çelme takan çocuğu da unutma geriye döndüğünde nasılda arkadaş canlısı bağırmıştı bir anda Beşiktaş Çarşıdaki bütün dilencilerle arkadaş olmuştun özlersin demi arkadaşlarını?
Koçum burası yazlık yerlere benzemez şortla kapıya çıkma diyen amcayı mı özleyeceksin? Yoksa yabancı anlamadığın müzikleri açma diyen komşunu mu özleyeceksin? Senin üstünde egosunu tatmin etmeye çalışan müdürünü mü özleyeceksin? Senin başarını kıskanan insanları mı özleyeceksin yoksa seni diğer insanlara kötüleyen insanları mı özleyeceksin? Her gün eve ne getirip ne götürdüğüne bakan komşuları mı özleyeceksin? Sen kuşlar için camının pervazına ekmek koyduğun için seni uyaran komşuları mı özleyeceksin yoksa aynı komşunun yıkadığı halıdan dökülen damlaların kafana düşmesini mi özleyeceksin?
Köpeklere, kedilere işkence yapan orospu çocuklarını mı özleyeceksin? Yoksa bebeklere tecavüz eden sapkınları mı özleyeceksin? Bu yazıyı taslağa aldığın biriktire biriktire yazacağım demiştin ama bayağı birikti değil mi? Bu sırada şort giyiyor diye bir kadını tekmelediler eminim ki tekmeleyen orospu çocuğunu da çok özleyeceksindir değil mi? Gençliğini çalanları mı özleyeceksin yoksa seni terfi ettireceğiz diye oyalayanları mı özleyeceksin? Şimdiden söyleyeyim sırt ağrılarını özleyeceksin, kol ağrılarını özleyeceksin, hasta olupta aman arkamdan konuşmasınlar diye rapor almadığın çalışmanın zulüm geldiği günleri özleyeceksin, üç kuruş fazla almak için seni dolaştırıp duran taksiciyi özleyeceksin, fazla ürün aldığında toplamada çoşan marketçiyi özleyeceksin, sosyal medyadaki sapıkları, cahilleri özleyeceksin, iki meme görüp azan ruhsuzları özleyeceksin, park yerine koyduğun araca fahiş fiyat çeken değnekçiyi özleyeceksin, haberin olmadan senden kesilen masrafları özleyeceksin, namaz kılmıyor, oruç tutmuyor diyen yobazları özleyeceksin, ön yargılı geri kafalıları özleyeceksin, her bokunu kıskananları özleyeceksin, seninle ilgileniyormuş gibi yapıp senden bilgi almaya çalışanları özleyeceksin, yaz yaz bitmez, özleyeceksin de özleyeceksin...
Olur da birgün bu yazıyı okursan pişman olma doğru yaptın aslında hiç birşey mükemmel değildi ki burada orada mükemmel olsun sanırım Dünyada hiç birşey mükemmel değil o yüzden kendi mükemmelini kendin oluştur yap birşeyler işte nereden bileyim daha önce yaşamadım ki ama sen yaşamışsındır umarım...
Koçum burası yazlık yerlere benzemez şortla kapıya çıkma diyen amcayı mı özleyeceksin? Yoksa yabancı anlamadığın müzikleri açma diyen komşunu mu özleyeceksin? Senin üstünde egosunu tatmin etmeye çalışan müdürünü mü özleyeceksin? Senin başarını kıskanan insanları mı özleyeceksin yoksa seni diğer insanlara kötüleyen insanları mı özleyeceksin? Her gün eve ne getirip ne götürdüğüne bakan komşuları mı özleyeceksin? Sen kuşlar için camının pervazına ekmek koyduğun için seni uyaran komşuları mı özleyeceksin yoksa aynı komşunun yıkadığı halıdan dökülen damlaların kafana düşmesini mi özleyeceksin?
Köpeklere, kedilere işkence yapan orospu çocuklarını mı özleyeceksin? Yoksa bebeklere tecavüz eden sapkınları mı özleyeceksin? Bu yazıyı taslağa aldığın biriktire biriktire yazacağım demiştin ama bayağı birikti değil mi? Bu sırada şort giyiyor diye bir kadını tekmelediler eminim ki tekmeleyen orospu çocuğunu da çok özleyeceksindir değil mi? Gençliğini çalanları mı özleyeceksin yoksa seni terfi ettireceğiz diye oyalayanları mı özleyeceksin? Şimdiden söyleyeyim sırt ağrılarını özleyeceksin, kol ağrılarını özleyeceksin, hasta olupta aman arkamdan konuşmasınlar diye rapor almadığın çalışmanın zulüm geldiği günleri özleyeceksin, üç kuruş fazla almak için seni dolaştırıp duran taksiciyi özleyeceksin, fazla ürün aldığında toplamada çoşan marketçiyi özleyeceksin, sosyal medyadaki sapıkları, cahilleri özleyeceksin, iki meme görüp azan ruhsuzları özleyeceksin, park yerine koyduğun araca fahiş fiyat çeken değnekçiyi özleyeceksin, haberin olmadan senden kesilen masrafları özleyeceksin, namaz kılmıyor, oruç tutmuyor diyen yobazları özleyeceksin, ön yargılı geri kafalıları özleyeceksin, her bokunu kıskananları özleyeceksin, seninle ilgileniyormuş gibi yapıp senden bilgi almaya çalışanları özleyeceksin, yaz yaz bitmez, özleyeceksin de özleyeceksin...
Olur da birgün bu yazıyı okursan pişman olma doğru yaptın aslında hiç birşey mükemmel değildi ki burada orada mükemmel olsun sanırım Dünyada hiç birşey mükemmel değil o yüzden kendi mükemmelini kendin oluştur yap birşeyler işte nereden bileyim daha önce yaşamadım ki ama sen yaşamışsındır umarım...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)