21 Eylül 2016 Çarşamba

Kurabiyeci

Kafam yine bozuk, bir şişe şarabın sonuna geldim. Yine aklımda aynı düşünceler, gelecek kaygısı, geçmişe dönem çabası...

Yetmez dedim kendi kendime ilk önce motorla gidip bir iki bira alayım öyle yatarım dedim. Şarap kesmedi. Saat 1'e yakın. Kulaklıkla göz göze geldim beni al motoru bırak dedi. Gel o zaman dedim, taktım telefona, güzel bir müzik açtım. Anahtarı cebe attım, yola çıktım. Hava mükemmel, gece yağacağım, hafiften serinim ama mükemmelim diyor. İlk şarkı bittiğinde yolu yarıladım. İkinci şarkıyı açtım, hafiften esiyor. Kapşonu çektim. Açık tekel bayii gördüm. İçeri girdim Tuborg dolabına yanaştım. Kapağı açtım. Marketçi seslendi. "Hemşerim 10'dan sonra alkol satmıyoruz." Gülümsedim. Adamla göz göze geldim. Şarabın hafif kafasıyla "Bu saate kadar kurabiye satmak için mi bekledin o zaman hemşerim." dedim. Hemşerimi bastırarak. Dolabın kapağını açtım. 4 bira aldım tezgaha koydum. "Koçum sen beni anlamadın galiba, yasak diyorum." dedi. İyice ayar etti beni şeytan diyor bir tane patlat, al biraları eve git. Daha akıllıcası geldi aklıma elimde duran telefonla tezgahta duran biraların fotoğrafını çektim ufaktan adamda gözüküyor. Tehditim tezgahta duruyor, kartı uzattım. "Koçum sende beni anlamadın galiba gıda kesersin." dedim. Koçumu bastırarak söyledim. Ulan at kafası ne ara bu kadar samimi olduk. Aldı elimden kartı 25 TL yazdı makinaya, gözüme bakarak uzattı bana bende onunla göz göze gelerek şifreyi girdim. Fişi verdi, poşeti aldım. "Bir dahaki sefere arıza çıkartmazsan sevinirim, fotoğrafın duruyor." dedim ve çıktım. Bunu niye yazdım bilmiyorum ama bu da böyle bir anım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder