Bir gün gözlerimi burada açacağıma inanmazdım. Sonunda beni aldılar. Bunu kabul ettiler anlamına gelmez fakat buraya kadar gelmiş olmak başarı derler ya işte o başarı benim. Nerede miyim? Tarif edeyim kesinlikle bilmeniz gereken bu yeri, çok yüksek bir tavan, şaşalı bir avize sarkıyor kubbenin tam ortasından bulunduğum yere kadar. Etrafımda ahşap kapılar var. Tam karşımda ise gri bir kapı diğer kapılara göre daha büyüktü, sadece gri kapının önünde büyükçe gri bir kare var. Bir dairenin ortasında oturuyorum. Ellerim, ayaklarım bağlı. Bir kaç saat öncesine kadar kafamda klasik siyah bir çuval vardı. Kafamdan çuvalı çıkartıp gitti, iri kıyım bir adam. Sessizce bekle dedi. Yerdeki damalı deseni inceliyorum sıkıntıdan. Her bir siyah kare az önce bahsettiğim ahşap kapılara denk geliyor. Hemen altına denk gelen beyaz karelerse uzunca bir koridor boyunca ilerliyor. Buradan çıkartmam gereken mesaj siyah karelerin olduğu kapılar kötülüklere açılıp, beyaz karelerin olduğu koridorlar iyiliklere mi gidiyor? Bugünün sonunda koridora mı gideceğim yoksa kapıyı mı açacağım?
Koridorun sonundan beyaz cüppeli kişiler geliyor. İster istemez heyecanlanmaya başladım. Beyaz cüppeliler bulunduğum yere yaklaşırken ahşap kapılar açıldı ve içinden siyah cüppeli kişiler çıktı. Bu beni biraz gerdi. Hafiften terlemeye başladım. Parmak uçlarım soğumaya başladı. Kimsiniz siz? Böyle birşey beklemiyordum. Diyemedim. Etrafımda bir çember oluşturdular. Her biri kendi renginde durdu. Ardından gri kapı açıldı. Kafamdan çuvalı çıkartan iri kıyım adamın yanında başka iri kıyım bir adam daha vardı. Kapıları bu iki iri kıyım adam açtı. İçinden gri cüppeli bir kişi çıktı. Sağ elini havaya kaldırdı. Ve üç kez gong sesi duyuldu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder