12 Şubat 2012 Pazar

İkinci Bölüm - Gelişmeler

Kahve içmek için Parker's Piece'e doğru yola koyuldu Michael, yağmur hafiflemişti ve Michael yürümek için güzel bir hava olduğu kanaatine varmıştı. Havada çimen kokusu vardı. Cambridge'de olmasının yararlarından biriydi. Diğer bölgelere göre daha çok ağaç, daha çok park alanı ve daha çok toprağa basılacak alan vardı. Yolda yürürken olayı düşünmeden edemedi. Sanki bir grup olayı gibi duruyordu. Ama elde olanlar tam sonuç vermiyordu. Bir an aklına Tom'dan fikir almak geldi ve hemen telefona sarıldı. Tom'da o sırada hastanededir. Kahve değilde çay içmek istemiştir Tom işlerinin bittiğini en geç yarım saate Charlie Chan'de olacağını söyler. Michael bu durumu biraz yadırgar Çin çayı içmek gerçekten garip olacaktı onun için aklında Martinin mekanı vardı ama Tom'un otantik ortamlar sevdiğini biliyordu. 

Michael kapıda beklerken, Tom çıkageldi. Birlikte içeri geçtiler. Boşta olan bir masaya geçtiler. Michael hemen söze girdi. Bugun bir olay olduğunu gördüklerini anladıklarını Tom'a anlattı. Tom bir süre anlatılanları dinledikten sonra sorularla aydınlanmaya çalıştı. Bıçaklanarak öldürüldü dedin tam olarak nerelere isabet etmiş ? Michael biraz düşündükten sonra ceset yüzükoyun şekilde yerdeydi karnından ve boğazından bıçaklanmıştı. Boğazındaki fazla derin değildi ama karnını deşmişti resmen 5-6 darbe vardı, dedi. Tom o zaman ilk boğazını mı kesti yoksa karnını mı deşti ? diye sordu. Benim izlemime göre ilk olarak karnına isabet aldı en son boğazını kesti çünkü boğaz tarafında daha az kan vardı dedi tabi adli tıp incelemelerini bekliyoruz kesin yanıtlar için dedi Michael. 

Elimizde olan bilgiler Adam Leran'ın işşiz orta yaşlı bir birey olması, bilgisayarda çok zaman geçirmesi, son bir haftadır  gazete alması, maddi durumlarının iyi olmasından dolayı işşiz olduğu da bir gerçek tabi.

Tom aklıma birşey geldi diyerek sessizliği bozar. Çayından bir yudum alır. Sanki Michael'ı çatlatmak için bunu yapıyor gibi bir hava vardır. Bay Leran ne amaçla öldürüldü bilemem ama neden dolayı öldüğü gayet açık aslında, bilgisayardan başka dışarıyla bir bağlantısı yok, yani bilgisayarda ne yapıyorsa bu yüzden öldürüldü diye  bitirdi. Michael gülümsedi. Yarın sabah olay yerine gideceğim. Bilgisayarı incelemelerini söylerim bende eve bir daha göz atmış olurum dedi. Tom yeter bu kadar cinayet davası Regal'e gidelim mi? der. Cevabını bildiğiniz soruyu neden sorarsınız? Çünkü birilerinin size katılmasını görmek hoşunuza gider pisikolojik olarak bu böyledir. Bu arada Regal demişken güzel bir bar olduğunu da belirtmem gerek belkide Cambridge'in en ucuz birası orda satılmaktadır. Parker's Piece'in batısında bir bardı ve yolda pek uzun değildi. Tom yürürken birşeyler anlatmaya çalışıyordu Michael'a "Aslında ne kadar garip değil mi Michael ? Yolda gördüğümüz insanların nereye gittikleri, amaçları, ne yaptıklarını bilmememiz, belki şu yanımızdan geçen gri bereli oğlan 5 dakika önce birini öldürdü ya da şu şemsiyeli kadın belki o da bir suçludur. Michael araya girdi, o yüzden herkes birer potansiyel katildir Tom ne zaman ne yaşayacağımızı bilmediğimiz gibi kimlerle yaşadığımızı da bilmiyoruz ve bu kadar soru işaretinin olması senin benim gibilerin hoşuna gitmiyor. Neyse geldik biraz bira içip kafamızı dağıtalım diye bitirir Michael.

Ertesi sabah evinde uyandığı için dua eder Michael çünkü bir önceki gece biraz bira diye girdikleri The Regal'de içmedikleri içki kalmamıştır. Arada böyle şeyler yapmak iyi aslında derken salonda yatan Tom'u görür. Hemen onu kaldırmaya yönelir. Tom kalktıktan sonra Michael hazırlanmak için odasına döner. Tom hala şaşkın şaşkın etrafına bakarken Michael hazırlanmıştır bile Tom'u kolundan tutar küvete götürür musluğu açıp kafasını sabah sabah buz gibi suyun altına sokar. Tom bir titremeden sonra kendine gelir. Böyle gecelerin sonunda Michael hep erken ayıldığı halde aynı başarıyı Tom gösteremez bu yüzden barlardan çıkışta arkalarını toplayan Michael olur. İkiside evden çıkarlar kahvaltıyı birlikte ettikten sonra Tom hastaneye, Michael ise Cambridge Polis Merkezine doğru yola çıkar.

Mark, Michael'ı gördüğüne sevinir. Bugün erkencisin, der. Michael ise yeni şeyler öğrenmek için geç bile kaldık, der. Böyle felsefik bir lafı aslında Michael'da söylemek istemiyordu ama Mark'ın lafının altında kalmamak için elindeki son kozu feda etmişti. Mark amacı anladıktan sonra hadi gidelim o zaman der. Bu arada Mrs. Leran nerde der Michael. Onu pisikolojik gözetim altında tutmalıyız bu o yaşta bir kadın için daha yararlı der Mark. Eve geldiklerinde o klasik sarı şeritler çekilmiş, yoldan araba bile geçirtmiyorlardır. Aslında Cambridge'ın en işlek yolu da orası değildir ama abartmayı seviyorlar işte..

Michael, Adam'ın odasında ki dolaplara bir göz atar. Dolabın gözünde piller, anahtarlar, kablolar, sigara tablası ve bir kese vardır. Michael'ın dikkatini kese çeker. Dışardan elleyince içinde kutucuklar olduğunu anlar ama fermuarı açtığında içi boştur. Tom'u çağırır. Sanırım birşey buldum der. Tom odaya girince dolap gözündeki sigara tablası dikkatini çeker ve sorar Adam sigara içiyor muydu? Michael hayır diye cevap verir. Nerden anladım diye soracağını düşündüğümden iki elide nikotin kokmuyordu ve ev sigara içilmicek kadar temiz kokuyor ayrıca seni onun için çağırmadım bu arada keseyle uğraşıyordur yanında kesici birşey var mı diye sorar. Mark cep çakısını Michael'a uzatır. Michael, fermuarla, iç astar arasındaki bölümü keser ve tahmin ettiği gibi içinden küp şeklinde kutuları masanın üstüne döker. Bir tanesini açmak için uzanır. İkiside meraklanmıştır. Kutuyu da keser ve içinden çıkan şey ikisinin de dikkatini çeker...


Bu sefer ki yazım biraz uzun oldu ve sonuna da gizem katmak amacıyla yazıyı burada kesiyorum içinden ne çıktığı hakkında yorumlarınızı beklesem de kendimden başka yorum yapıcak olmadığından söz vermemekle birlikte kutunun içinden çıkan şeyle birlikte yazıya devam edeceğim (söz vermemekten kasıt yaşayıp yaşamıcağımız belli değil dostlar Michael'ında dediği gibi bu kadar soru işareti olması senin de benim de hoşuma gitmiyor.. )

1 yorum: