14 Şubat 2012 Salı

Kutucuklar Ve Yeni Arkadaşlar

Kutuda bitki tohumlarına benzer küçük çekirdekler duruyordu. Michael gençlik yıllarından gelen tecrübe ile bunların esrar tohumu olduğunu Mark'a iletti. Mark'ta onaylarcasına başını salladı. Kutudaki çekirdekleri masanın üstündeki bir kağıda döktü ve bir yazı çıktı ortaya ama gayet küçük bir şekilde yazılmıştı. Michael cebinden büyütecini çıkarttı ve kutunun içine doğru tuttu. "Hollanda" dedi. Mark şaşırdı. Kutunun içinde Hollanda yazıyor dedi. Kutuyu Mark'a uzattı, gördüklerine anlam veremeyen Mark çok şaşırmıştı. Bu şaşkınlık beraberinde diğer kutularda da ne olduğuydu. Michael durum analizi yaptı. Masanın üstündeki küplerden bir tane daha alır. Geriye 3 kutu kalmıştır.

 Michael bu sefer dikkatlice kutuyu açar ve içinden buğday başağı ve sarı renkli oval bir şey çıkar. Michael buğday başağına anlam verebilmiştir ama sarı oval şeklindeki şeye anlam verememiştir eline alır koklar ve ağzına atar. Mark dur ne yapıyorsun diyemeden çiğnemeye başlamıştır. Michael kızarmış halini daha çok severim ama bu şekilde de az yemedim der. Mark umarım ne olduğunu benimle de paylaşırsın diyerek sitem eder. Michael patates diye cevap verir. Mark gülme isteğini bastıramaz. Michael kutunun içindeki diğer buğday başaklarını ve patateslerini de aldıktan sonra alttaki yazıyı önceden tahmin etmiş olmasına rağmen kendini onaylaması gerekmekte olduğunun hissiyatına kapılır ve "Rusya" yazısını görür. Mark'a dönüp akşama Regal'e gelirsen vişne votkan benden der. Mark, ne bu bizimle dalga mı geçiyor bu oğlan, der. Yok esrar tohumu yok buğday yok patates şimdi ne çıkacak? fasulye mi ? Michael, Mark'tan sakinleşmesini ister. Diğer kutuları da açalım mı yoksa merkezde incelesinler mi der aslında merak etmiyor da değiller ama herhangi bir kanıt varsa onuda mahvetmek istemezler pek tabi. Mark bir tane daha açalım ondan sonra delilleri merkeze götürüm sonuçları da en geç iki gün sonra sana iletirim der.

 Michael bir kutu daha alır. Açar ve içinden mor renkte küçük taneler çıkar. Michael sanırım bunlar üzüm der koklar ve ağzına atar. Suratı değişik bir hal alır Mark'a dönerek sende al bir tane der. Mark kızmış gibi görünerek, şuan delilleri yediğinin farkındasındır umarım, der. Michael ise alaycı ifadesiyle devam eder sanırım bu üzümler için biraz geç kalmışız Mark, suları birazcık çekilmiş, der. Mark'ın yüzünde bu cümleden sonra bir tebessüm yer alır. Kalan kuru üzümleri eline döken Michael, yazıyı görüp Mark'a döner sence ne yazıyor der? (Mark doğru cevabı bilir. Peki sizce ne yazıyor?) Diğer kutuları keseye koyan Michael, keseyi Mark'a uzatır. Bu bilgisayarı da inceletmen gerekiyor, der Michael. Tamam bizim çocukları gönderirim, diye cevaplar Mark ve sormadan edemez, Michael sen ülkelerin "simge"lerini küçük kutuların içine koyup ne mesaj vermeye çalışırsın? Michael, düşünüyormuş gibi durur. Eğer ben böyle bir şey yapsaydım ülkelerin bir tehdit altında olduğunu bilmelerini isterdim ya da bunu kamu bilgilendirmesi reklamlarına koyup bunlar zararlı şeyler diye gençleri bilgilendirirdim, diye bitirir sözlerini. Bir şeye de dalga geçmeden cevap versen ölürsün, der Mark. Michael'ın ise derdi başkadır; Daha burada duracak mısın? Ben gidiyorum, bilgisayarı inceletmeyi unutma, kutularında akıbeti için her saat beni rahatsız edebilirsin, der. Mark görüşmek üzere deyip, kapıdan çıkar. Michael ise telefona sarılır Tom'u arar. Tom, telefona biraz gecikmelide olsa cevap verir. Evet Michael, dinliyorum. Tom, akşam yemeğine bir planın yoksa yeni konularım var, der Michael. Aslında Michael, bende seni aramayı düşünüyordum, akşam yemeği için Mai Tai'a 4 kişilik rezervasyonumuz var, diyecektim. Annenle, baban mı geldi? yoksa sevgili Tom, diye dalga geçer Michael. Tom ise misilleme yapar gibi, iki tane bayanla randevulaştım bugün, birde arkadaşım olduğunu söyledim ama bu lafından sonra bir arkadaşım olduğunu düşünmeye başladım. Michael ise işi ilginçleştirmeye çalışır, eğer ben olmazsam, o iki bayanla sadece yemek yersin sonra eve gidip tek başına güzel bir hesap ödersin pardon uyursun diyecektim dilim sürçtü neyse bu kadar yeter kaçta buluşuyoruz, der ve sıkıldığını belli eder Michael. Alman usulü, yarım saat sonra der Tom.

Yarım saati biraz geçerken Michael, Mai Tai'e giriş yapar. Kapıda Michael'ı gören Tom, biz buradayız der gibi el sallar. Michael masaya doğru yönelir. Tom ayağa kalkar. Michael bu güzel bayan Cassandra hastahaneden arkadaşım, bu bayan da Michelle. Bayanlarla el sıkışan Michael tanıştığıma memnun oldum, der.

Tom'un tanıtma biçiminden Cassandra'yı kendine aldığına ve Michelle'in ona kaldığını anlar ve Tom'un Michael'ı ne kadar iyi tanıdığının kanıtlanması istenirse Michelle gibi güzel bir bayanı kanıt olarak gösterebileceğini düşünür Michael. Michelle sarı saçlı, ela gözlü, sivri çeneli, son derece zarif bir bayandır ve tam Michael'a göredir. Cassandra ise siyah kısa saçları, açık yeşil gözler, yuvarlak çeneli , küçük dudakları olmasına rağmen elmacık kemikleri sayesinde şişkin tatlı yanakları vardı. Ve aynı Tom gibi sadece sağ tarafında gamze vardı.

Tanışma faslından sonra Michael masaya oturdu. Bir şişe beyaz şarap açılmıştı. Bu da demek oluyor ki balık yenilecekti bu akşam. Yemekler azalmaya, şarap bitmeye başladığında muhabbet de koyulaşmıştı. Sanki bunca zamandır Tom ve Michael hikayelerini anlatacak başka arkadaşlar arıyorlarmış gibiydi. Tom ve Michael ne kadar iyi arkadaşlarsa Cassandra ve Michelle'de o kadar iyi arkadaştılar. Gecenin ilerleyen saatlerinde Regal fikri çıktıysa da bu fikrin kimden çıktığı hatırlanmadığı ve kaybolduğu bir gerçekti. Onun yerine Michael'ın evi daha iyi bir fikirdi. Bekar olmasına rağmen gayet düzenli bir evi vardı ve kızları götürebilicekleri en uygun yer orasıydı. Tom'un evi daha dağınık ve küçüktü. Ayrıca Michael'ın buzdolabında hazırda tuttuğu buz gibi bir Şili hatırası Cabernet Sauvignon marka genç bir şarap durmaktaydı. Michael'a geçtiler. Şarap açıldı ve gece herkes için mükemmel geçti.

Michael sabah kalktığında yüzünde dünkü güzel gecenin izlerine rastlanmaktaydı. Hayır edebiyat yapmıyorum. Gerçekten yüzündeki ruj izleri hala duruyordu. Ayrıca Michelle de daha uyanmamıştı. Michael hazırlanırken bir telefon geldi. Arayan...

Evet sevgili okuyucularım bir bölümün daha sonuna geldik. Sorumun cevabını bekliyorum sizlerden diğer yazımda o cevabı da rapora eklenmiş şekilde bulucaksınız. Bu gecenizin Michael ve Tom'un ki gibi geçmesi dileğiyle görüşmek üzere...

1 yorum: