11 Şubat 2012 Cumartesi

Dizi-Blog

Yeni bir günde yeni bir yazıyla okuyucularıma ulaşayım dedim ama kendime ulaşmam pek zor olmadı :) İlk yazımı okudum biraz kuru olmuş sanki şimdi bir dizi-blog yazayım herkes üzerine düşeni alsın artık bana da ne düşerse. İsimleri, yabancı isimler olarak seçtim sakın amerikan özentisi felan demeyin çünkü ahmet mehmet olunca olayın büyüsü kaçıyor bence ama eğer Türk isimleri olsun o zaman sen koy isimleri ben yayınlayayım..

Bölüm 1

Tanışma

Michael, Cambridge Üniversitesinde profesördür. Bu kulağa güzel gelse de Michael'a göre sıkıcıdır. Hayatında hep bir aksiyon istemiştir ve işte bu yüzden dedektif olmuştur ama ona o istediği heyecanı verecek davayı henüz bulamamıştır. Böylece kendini Cambridge'de öğrencilerine işin incelikleri anlatan bir profesör olarak bulmuştur. Profesör deyince aklına hemen beyaz saç, beyaz sakal biri geldiyse, Michael hiçte öyle biri değil, bazıları babasından dolayı o işte olduğunu söylese de Michael'ın zekasını tartışmak pek akıllıca değildir. Babasının izinden gitmesi dedektif olması tamamen kendi isteğiydi.
Michael her sabah düzenli bir şekilde kalkar. Yatağını toplar, sabah kahvaltısını genelde dışarıda yapardı. Üniversiteye gitmeden önce zamanını Parker's Piece'de geçirir. Öğle ve akşam yemeklerini oradaki restaurantlarda yerdi. Yani evinde neredeyse hiç yemek yapmazdı. Yalnız yaşamanın zararları diye bir liste yapsak birinci zarar bu olurdu herhalde ama kazandığı para bu tür lükse yetecek kadar iyiydi. Arada bir ekstra işlerde bulurdu.
Derslerde sık sık gördüğünüz hiç bir şeyi unutmayın derdi. Eğer bir olay içerisindeyseniz  gördüğünüz her objeyi hatırlayın derdi. Çünkü hiçbir görüntü detayı görüldüğü gibi değildir. Öğrencileri ise ilerde bu tür işleri yapmayı hedefleyen dedektif aday adaylarıydı onları sınamak için birkaç oyunda oynamıyor değildi. Bir hikaye uydurur, devamını onların getirmesini isterdi. Michael'ın en önemli özelliklerinden biri de gördüğü birini dış görünüşüne göre çözümlemesiydi. Eğer yanılırsa hemen başka bir betimleme yapardı. Ki bu yanılma pek az rastlanan bir şeydi. Fazla arkadaşı olmaması da babasının sayesindeydi. Aslında bu iyi mi kötü mü karar veremedim yinede sayesinde dedim. Michael'ın arkadaşı Tom, yani babasının arkadaşının oğlu yani aile dostu oluyordu. Hemen hergün görüşürlerdi. İkisinin de fikirleri birbirini tamamlardı.
Birgün dersteyken Michael'a bir çağrı gelir. Arayan Cambridge Polis İstasyonundan tanıdığı Mark'tı. Derse ara verip bu telefona baktı. Mark, Michael'ın hemen yanına gelmesini istemişti. Bu durum Michael'ı endişelendirse de işi düşünce arayan Mark'ı az çok tanıyordu. Ders bitiminde taksiyle Mark'ın yanına gitti. Üniversiteyle polis istasyonu arası gayet yakındı. Fakat yağmur yağdığı için Michael taksiyle gitmeyi tercih etmişti. Mark, Michael'ı görünce sevindi bir an gelmeyeceğini düşünmüştü. Selamlaştılar ve Mark bombayı patlattı. Hani şu heyecan yaratan bir olay olsun o zaman ara demiştin ya şimdi gidiceğimiz yerdeki olayın heyecanı sana da yeterli olur umarım detayları yolda anlatırım. Michael sevinse mi üzülse mi karar veremedi. Yola koyuldular ve Mark konuyu açtı. Maktul 27 yaşında annesiyle birlikte yaşıyor. Buraya kadar herşey normal. Maktulun öldüğü yer evi anneside orda olmasına rağmen oğlunun öldüğünü görmediğini söylüyor. Ama polisleri arayan oymuş eve geldiğimde oğlum yerde yatıyordu demiş.İşte geldik mekanımız burası Michael evi görünce varlıklı bir aile olduklarını düşündü içeri girdiler. Michael her yere dikkatlice bakıyordu. Annesini daha karakola almamışlardı. Yani Michael'ın sorular sormasını bekliyordu. Çünkü cesette odada duruyordu. Michael salona girdi. Kadın düşündüğü gibi 60-70 yaşlarında vardı. Hanfendi başınız sağolsun diye lafa girdi. Kadın kafasıyla onayladı. Kapıda ki ayakkabılar sizin mi diye sordu. Mark bunu duyunca şaşkınlığını gizleyemedi. Kadın evet dedi. Olay yaşandığında nerdeydiniz dedi Michael. Markete gitmiştim birkaç eksik birşey vardı dedi Kadın. Michael salvolarla kadına saldırıyordu sanki, cevabın hemen ardından oğlunuz niye gitmedi dedi. Kadın O bilgisayarın başından kalkmaz herşeyi ben alırım dedi. Michael, ilginç diye cevap verdi. Kadın şaşkın bir şekilde Michael baktı. İlginç olan nedir memur bey dedi. Herşeyi sizin almanız dedi. Gazete okur musunuz diye sordu Michael. Kadın, Hayır ben televizyondan takip ediyorum herşeyi dedi. Michael cevapları için kadına teşekkür etti. Mark bunu duyunca, isterseniz merkeze geçelim Bayan Leran dedi. Kadın Mark'ı onayladı. İki polis görevlisi kadını alıp merkeze götürürken, Mark, Michael'a yaklaştı. Ne oldu Michael dedi. Michael hemen bulduklarını açıkladı. Kadın dışarda söylüyor ama şuan giydiği ayakkabılara bakarsan altı kuru ne kadar oldu arayalı dedi Michael, yarım saat olmadı, diye cevapladı Mark. Yani yarım saatte bu yağmurda ayakkabıların kuru olması kadının evde olduğunu gösterir oğlunun olduğu oda da 7 tane gazete küpürü gördüm ve hepside yakın tarih yani alışverişleri kadın değil oğlu yapıyormuş gazete almadığı konusunda yalan söyledi dışarda olduğu konusunda yalan söyledi bilgisayarın başından kalkmadığı doğru dedi cesedin başına giderek sağ el bileği nasırlaşmış dedi ama dışarı çıkmıcak kadar bağımlı değil, yani Mark kadın yalan söylüyor, diye bitirdi Michael, Mark ne yani oğlunu mu öldürdü dedi. Michael hayır öldürmüş olsa o kadar sakin olmazdı el sıkıştığımızda nabzı gayet normaldi eğer bir piskopat değilse kadın oğlunu öldürmedi. Ama izledi diye araya girdi Mark. Bıçaklanarak ölmüş birisi niçin bağırmaya ya da karşı koymaya çalışmaz ?? ya da öleceğini biliyordu ve karşı koymak istemedi. Şu gazete küpürlerini incelettir sonucu bekliyorum dedi Michael. Nereye gidiyorsun diye sordu Mark. Kahve içmeye dedi Michael...

devamı gelicek eğer istek olursa beğenmediyseniz farklı tabi :)

1 yorum: